Medeniyetlerin merkezi Akdeniz Dünyası.. Endülüs ise Akdeniz kültür ve medeniyetlerinin sentezidir.

Dünya tarihinde gerçekleşmiş en geniş kapsamlı ve en uzun süreli tek "sosyo-kültürel uzlaşma" tarihine sahiptir Endülüs.. Endülüs halkı, devletini kaybettikten sonra Hıristiyan zulmüne malıyla - kanıyla direnmiş ve kendi kültürünü yaşayarak koruma mücadelesinin bayraktarlığını yapmıştır.

"KENDİNDEN ÖNCESİNİ KENDİNDE TOPLAYAN

VE KENDİNDEN SONRASINI AYDINLATAN BİR MEDENİYET'tir Endülüs"

*****  *****  ***** *****  *****

BÜYÜK MÜSLÜMAN DÜŞÜNÜR ROGER GARAUDY 13.06.2012 TARİHİNDE VEFAT ETMİŞTİR. ENDÜLÜS'TE İNŞA EDİLEN İSLAM MEDENİYETİNİ HAKKIYLA TAKDİR EDİP ÇAĞDAŞ ETKİLİ YÖNTEMLERLE İLK KEZ TANITIMINI YAPAN ADAMA ALLAH'TAN RAHMET DİLİYORUZ.

bir çağrı..

 

Nar ağacının ve nar çiçeklerinin, portakal çiçeklerinin ve yaseminlerin ülkesi Endülüs'e..

Kıymetli dostlar,

Bildiğiniz gibi, tarihte Müslümanların öncülüğünde bütün insanlığın hep birlikte ürettiği mükemmel bir modeldir İslam Kültürü ve Medeniyeti.

Farklı yollardan farklı şekillerde halen hayatta olan bu kültür ve medeniyetin, büyük kısmı ise ya unutulmuş ya da toprak altında veya kitaplarda kalmıştır.

Onu anlamak için onu araştırmalı, ortaya çıkacak hakikatleri ise hayatımızı güzelleştirecek değerler manzumesine eklemeliyiz diye düşünüyorum.

Bu amaçla hazırladığımız bilimsel araştırma projelerimiz mevcuttur.

Bu projelerden herhangi birine finans desteği sağlayabilecek durumda olan bir arkadaşımızı, o projenin çalışma ekibine katmaktan mutluluk duyarız.

Ve projeyi birlikte gerçekleştirerek elde edeceğimiz güzel sonuçları halkımızla ve hep birlikte paylaşırız.

Kendi tarihimizdeki hazineleri ortaya çıkarma çabamıza gelin siz de katılın lütfen.

Bu katılım ve birlikte çalışmamız, inanın hayattan tad aldığınız eşsiz bir deneyim olacaktır sizin için..

**** ***** ****

İspanya'daki Müslümanlardan haberdar olmak için takip edilebilecek websiteler

 Mansur Escudero (merhum) ile Abdülkerim Carrasco'nun kurduğu  Junta Islamica (İslam Birliği) ve websitesi > http://www.webislam.com

Gırnata'da/Albayzin'de Gırnata Câmii ve Vakfı > www.mezquitadegranada.com

"Endülüs Mirası Vakfı" (Fundacion El legado andalusi) > http://www.legadoandalusi.es

ENDÜLÜS TARİHİNİ ÖZETLEYEN 3 SEMBOL > 1. KILIÇ (Fetih ve Reconquista: Askerî ve siyasî güç),

2. KİTAP (Bilim ve Eğitim: Kültürel-insânî güç), 3. KUBBE (Medeniyet: Küresel güç)

 

 

Toprağı buram buram bilgi tüten Kurtuba,

Bilginlerinin adı taa uzaklarda çınlayan Kurtuba'ya ne oldu?

Ey ibret dolu geçmişten ibret alacak yerde, günübirlik işlere dedikodulara batmış kişi!

Sen uyu bakalım; ama zaman için ne demek dinlenmek, ne demek uyku!

(Ebu'l-Bekâ Sâlih b. Şerîf er-Rundî)

 

28 Nisan Endülüs'ün Fethinin Yıldönümü

Dünya tarihinde Doğu ve İslam Medeniyetinin zirvesi,

Batı’nın ise temeli Endülüs..

* * * *** * * *

2 Ocak Endülüs'ün Kaybının Yıldönümü

Avrupalıların karanlık Orta ve Yeniçağlarında

“altın çağ”larını yaşayan İslam Dünyasının

Batı kanadının kırıldığı gündür bugün..

 

**** ***** ****

"mimaride sanat zevkiniz"

**** ***** ****

 

Türkler ve "Âh Endülüs Vah Endülüs" Edebiyatı !..

Endülüs deyince biz Türkler hâlâ "Âh Endülüs vâh Endülüs !.." aşamasındayız. Oysa Batılılar, hatta Araplar ve Mağribliler bu konuda somut bilimsel, sosyal ve kültürel çalışmalar yapmışlar ve yapmaktalar. Bizim de öyle yapmamız gerekirken, maalesef duygusal tepkiden öte geçemiyoruz. Ve hâlen bu duygusal edebiyatla, Elhamrâ-Ulucâmi turuyla Endülüs hamâseti yapan insanlar prim topluyor ve kimileri de bu tarih hazinesini ekonomik çıkarlarına âlet ediyor! Fakat ne acı ki, Endülüs kültürü-medeniyeti üzerine somut bilimsel-sosyal-kültürel çalışma projeleri hazırlayıp kapı kapı dolaşarak destek arayan insanlara destek olan pek olmuyor..

Bu yüzden biz diyoruz ki, tarihe sadece duygusal açıdan değil, biraz da gerçekçi ve bilimsel açıdan bakmayı deneyelim. Her yıl grup grup Endülüs'e gidip duygularımızı tatmin ederek dönmek yerine, oraya gidelim gezelim fakat oradaki Müslümanlarla ve Müslüman olmak için küçücük ilgi bekleyen binlerce İspanyol Endülüslü ile insanî münasebetler kurup geliştirmenin yollarına da bakalım..

 

İşbiliye'de (Sevilla) bir âlim öldüğünde kitapları Kurtuba'ya (Cordoba) taşınıp orada satılırdı.  Kurtuba'da bir çalgıcı öldüğünde ise İşbiliye'ye taşınırdı. Kurtuba, Allah'ın beldeleri içinde kitabın ençok olduğu yerdir. {İbn Rüşd (Makkarî-Nefh, I, 145-146)}

Kurtuba.. Bu büyük şehir.. İmâmet'in yurdu, Endülüs toplumunun merkezi, faziletlerin madeni, faziletli kişilerin meskeni, ilimlerin mahzeni, âlimlerin toplanma yeri ve yeryüzünün direğidir. (el-Huşenî, Kudâtü Kurtuba, s. 2)

Ne hayret vericiydi o Müslümanların devri,

İnanılmaz bir efsaneydi medeniyetleri
Yemen'in kokusu hâlâ havasında Endülüs'ün

Hâlâ Hicaz âhengiyle söylenir şarkıları  (Muhammed İkbal)

 

Batı, hikmeti kaybettiği için gayesini de kaybetmiştir.

Dengeli ve ideal medeniyetin numunesi Endülüs Medeniyeti olmuştur  (Roger Garaudy).
 

Endülüs, İspanyolların yıkımına kadar Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi kültürlerin dinamik bir tarzda alış verişte bulundukları bir medeniyetler bileşkesini asırlar boyu sürdürmüştü  (Ahmet Davudoğlu).

Endülüs tarihi, insanlığa kendini tanıma, başkalarıyla barış, uzlaşma ve yardımlaşma içinde kardeşçe yaşama tarzını öneriyor. Kendine has coğrafi, siyasi, askeri, sosyal, kültürel ve medenî özellikleriyle bir hoşgörü, bilim ve kültür medeniyeti.. Bu nedenle o, İslam tarihi içinde bugün üzerinde çalışılacak en önemli konuların başında gelmektedir  (Lütfi Şeyban).

Asıl önemli olan, Endülüs'e ağlamak veya yüceltmek değil, onu anlamaktır. Bunun için gerekli olan göz yaşı değil göz nuru dökmektir. Batılı zihin, Endülüs'ü anlamak suretiyle ondan yeni bir medeniyete temel oluşturacak malzemeyi çıkarmasını bildi. Ya bizler? 'Ol mâhîler ki derya içredür deryayı bilmezler'

(Ali el-Cârim).
 

Endülüs'ten bize otuz kitap kaldı, atomu parçalayabildik. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı kalmış olsaydı, çoktan uzayda galaksiler arasında geziyorduk  (Nobel ödüllü Fransız Fizikçi Pierre Curie).

 

Endülüs gerçekten "büyük medeniyet". Yalnız bilginin derinliklerine ermişliğiyle değil, insani güzelliği kavrayışındaki mükemmellikle de muhteşem. Tevazuyu esas alan bu medeniyetin her sahada büyüklüğünü tescil ettirecek emarelerini görebiliyoruz.. Endülüs, "Şark meselesi" var oldukça, Türkiye'nin gündeminden çıkmaz (D. Mehmet Doğan)!

 

Bir Hıristiyan toprağının bağrındaki Müslüman sarayı; Batı'nın gotik binaları arasındaki Şark âbidesi; fetheden, yöneten ve yok olup giden yiğit, zekî ve seçkin bir halkın zarîf kalıntısı Elhamrâ..  (Washington Irwing).

 

Evet New York caddelerinde bile esmiştir Endülüs rüzgarı; ama Türkiye’ye kapatılmış ve iğdiş edilmiş tarih bilincimize bu rüzgardan bir esintinin değmemesi için elden gelen yapılmıştır. Bugün hâlâ ayakta duran kral III. Ferdinand’ın Sevilla şehrindeki türbesinin Arapça, Latince, İbranice ve Kastilya İspanyolcası yazılı duvarlarına yahut Toledo’daki San Roman kilisesinin mihrabındaki Arapça yazılarına bakan ziyaretçiler Endülüs’ün bir “kaza” değil, Hıristiyanlar ve özellikle Yahudilerin de katılımıyla gerçekleşen bir hoşgörü modeli olduğunu anlayacaklardır. Nitekim ünlü edebiyat eleştirmeni Harold Bloom, “Mevcut kültürel çok kültürlülüğümüz olsa olsa Kurtuba ve Gırnata kültürünün bir karikatürü olabilir” derken unuttuğumuz bir hakikatin kapısını ustaca çalmaktaydı.. modern romanın babası olan ‘Don Kişot’ bile İslam tarihinin içine çöreklenmektedir. Sınırlar kayganlaşmakta, küreler iç içe geçmekte ve tarih yeniden yazılmayı beklemektedir (Mustafa Armağan).

 

Eğer Arapların Endülüs’ten kovulmasından sonra Türk askeri Kuzey Afrika’ya yerleşmeseydi Hıristiyanlaştırma ve Avrupa işgali İspanya’dan Kuzey Afrika’nın iç bölgelerine kadar uzanacaktı

(Mısırlı Fehmi Şinnavî).

 

“İspanya’nın (Endülüs’ün OD.) harika Magribi kültür dünyası, bizim için, temelde Roma ve Yunanistan’dan daha akraba, bizim duyum ve beğenimize daha yakın olan bu dünya, ayaklar altında ezildi” (Nieztche, Deccal s. 94).


Türkistan, uzak bir kuzey ülkesiydi. Sömürgeciler bu güzel ülkeyi Doğu Türkistan ve Batı Türkistan diye iki parçaya bölmüşler. Ruslar, Batı Türkistan'ı işgal edip Sovyetlere; Çinliler de Doğu Türkistan'a girip burayı kendi sınırlarına katmışlar. "Yeni yer" anlamına gelen Singianig diye de adlandırmışlar. Tabi bütün bunlar olurken, Sosyalizmin iki hâin pençesi Türkistan'ı boydanboya tırmalamaya başlamış. Neticede, Allah adının yükseldiği; tarihi, şeref ve şânı büyük bir ikinci Endülüs İslam Ülkesini daha yok etmişler (Necip el-Kiylânî).

 

Mazisinden, ihtişamından utanan ve Avrupalı dostları gücenmesinler diye hazinelerini gübre ile saklayan gafil bir çocuktur Türk aydını (Cemil Meriç).

 

Şam'da giydikleri libâsı Atlas okyanusunda yıkayanların mekânı Endülüs; Sekiz asır süren medeniyet. İçinde herkesin kendisine yer bulduğu toprakların adı. Müslüman yönetimin açtığı şemsiyenin altında Hıristiyan'ın, Yahudi'nin, Pagan'ın, onca mezhebin; Berberi'nin, Çingene'nin, Kastilyalının, Vizigotun gölgelendiği yer. Her ırk ve her dilin serpildiği toprakların berekete çevrildiği; bilim aşkıyla dünyanın her köşesinden yola çıkanların ulaşmaya çalıştığı en önemli duraktır. Üniversitenin, reformun, Rönesansın, astronominin, matematiğin, felsefenin, tarihin yeniden mayalandığı hamurun adıdır Endülüs. Medeniyetler çatışması tezleriyle toplumları birbirine düşman etmeye çalışanlara daha bin yıl önceden verilmiş bir cevaptır Endülüs. Hoşgörünün, birlikte yaşamanın ve en iyisini üretmenin mümkün olduğunu ispatlamış yarımadanın adıdır  (Endülüs Belgeseli, TRT 2009).

 

Gezegenimizin artık aşka veda ettiğini zannediyordum ben, buralar kana bulandı diye, değilmiş. Bu inci burada oldukça, göle maya çalınabilirmiş hala.. Gözyaşı dökerken anlıyorum ki “Endülüs İncisi” dünyanın çeyiz sandığı (Elif Yunak).

 

Endülüs.. bilim ve sanatta İslam Medeniyetinin zirvesi.. Aşkın hazzından fetih ve reconquista savaşlarının acılarına kadar hayatın her rengini ve tadını yaşamış bir tarih.. bizim tarihimiz. Endülüs'ü kaybetmek.. çok sevilen bir kahramanın kaybında hissedilen hüzün gibi.. unutulmasın ki Endülüs, tarihî misyonunu yerine getirmiştir ve şanıyla şerefiyle tarihin sayfalarında yerini almıştır, şimdi sıra bizdedir. Önemli olan, Endülüs'e ağlamak veya hayran olmak değil, ondan ders almak ve projeler üreterek çalışıp iş yapmaktır. L. Şeyban

 

Günümüz dünyasında Endülüs'ün Convivencia terimiyle tanımlanan çoğulcu toplum yapısı örnek gösterilmek suretiyle bugünün Müslüman toplumlarından Endülüslüler gibi olmaları beklenmektedir. Bu haklı bir beklenti değildir. Çünkü, öncelikle Endülüs'te İslâmî kanun ve prensiplerin hâkim olduğu bir devlet-toplum hayatı söz konusuydu. Ayrıca, o çağların hâkim küresel gücü ve medeniyeti de İslâmiyet idi. İslam'ın ve Müslümanların egemen olduğu öylesi bir dünyada, yine İslam Hukuku uygulamalarının gereği olarak ortaya çıkmış bir sosyal düzeni, o çağın tam tersi güçlerin egemen olduğu bir dünyada Müslüman toplumlara uygulama düşüncesi acaba ne kadar samimidir? Bu konu üzerinde düşünmek gerekir. L. Şeyban

          ***                       ***                               ***                               ***                             ***

ENDÜLÜSLÜNÜN ENDÜLÜS'E HASRETİ   (TARIK ALİ)

Seni hep hatırlayacağım

Bugünkü gibi kış güneşinin altında

Goncaların kokusunun kanımızı ateşlediği baharda

Bir damla suyun duyulur duyulmaz sesinin zihnimizi yatıştırdığı,

Duyularımızı serinlettiği yaz sıcağında,

Yağmurdan sonra ortalığı kaplayan yasemin kokusunda.

Evimizin içinden geçen kaynak suyunun tadını

Vadiyi dolduran yaban çiçeklerinin koyu sarısını

Çamlardan süzülen başdöndürücü dağ havasını

Göklerden gelen rüzgârların altında dans eden hurma ağaçlarını

Kekiklerin baharatlı soluğunu

Kışları odun ateşinin kokusunu

HİÇ UNUTMAYACAĞIM.

ve berrak bir yaz günü masmavi gökyüzünün birdenbire kararmasını

Küçük oğlumun bir zamanlar büyük dedemizin olan bir parça camla

Kulede sabırla yıldızların bir kere daha ortaya çıkmalarını bekleyişini..

Bütün bunlar, hayatımın tutkulu özü olacak daima.

          ***                       ***                               ***                               ***                             ***

 

Bu websitemizde yer alan yazıların çoğu kendi yayınlarımızdan alıntıdır. Öncelikle sitemizi hazmedip de daha fazla bilgiye ihtiyaç hisseden ya da bilgisayardan okumaktan rahatsız olanlar için yayınlarımızı okumalarını tavsiye ederiz.

          ***                       ***                               ***                               ***                             ***

Endülüs ve Dönemi Üzerine Tavsiye Kitaplar

 

MEHMET ÖZDEMİR, "ENDÜLÜS" MADDESİ, DİYANET İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, TDV, C. XI, sh. 211-225

LÜTFİ ŞEYBAN, www.endulus.net

LÜTFİ ŞEYBAN, RECONQUISTA ENDÜLÜS'TE MÜSLÜMAN-HIRİSTİYAN İLİŞKİLERİ, İZ YAY., İST. 2003-2009

LÜTFİ ŞEYBAN, MUDEJARES & SEFARADES ENDÜLÜSLÜ MÜSLÜMAN VE YAHUDİLERİN OSMANLI'YA GÖÇLERİ, İZ YAY., İST. 2007-2009

MEHMET ÖZDEMİR, ENDÜLÜS MÜSLÜMANLARI, I-II, TDV YAY., ANK. 2012

Endülüs’ten İspanya’ya, TDV YAY., ANK. 1996

MARIA ROSA MENOCAL, DÜNYANIN İNCİSİ ENDÜLÜS MODELİ, ETKİLEŞİM YAY., İST. 2006

İLKER ÖZÜNLÜ, ENDÜLÜS KENT-ANLATI, T. İŞ BANKASI YAY., İST. 2005

HENRI STIERLIN, İMANIN VE İKTİDARIN HİZMETİNDE İSLAM MİMARİSİ, YKY, İST. 2006

WASHINGTON IRWING, ELHAMRA ENDÜLÜS'ÜN YAŞAYAN EFSANESİ, İZ YAY., İST. 1992

İBNİ CÜBEYR, ENDÜLÜS'TEN KUTSAL TOPRAKLARA, SELENGE YAY., İST. 2003

MARSHAL G.S. HODGSON, DÜNYA TARİHİNDE İSLAM, YÖNELİŞ YAY., İST. 1997

AHMET RAİF, ENDÜLÜS YOK EDİLİŞİN ÖYKÜSÜ, İST. 1993

TARIK ALİ, NAR AĞACININ GÖLGESİ, EVEREST YAY., İST. 2001

DOĞU BATI DERGİSİ, AKDENİZ ÖZEL SAYISI, SAYI: 34, 2005-06

          ***                       ***                               ***                               ***                             ***

İSTANBUL İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ TARİHİ MÜZESİ

Dünyaca ünlü bilim tarihçimiz Prof.Dr. Fuat SEZGİN öncülüğünde hazırlanan bu müzenin görülmesini her bilinçli insanımıza hararetle öneriyoruz..

www.ibtav.org

Küçük Bir Düzeltme ve Hatırlatma

Son aylarda Ziya Paşa'nın adıyla meşhur edilen bir kitap var: Endülüs Tarihi. Bu kitap, Ziya Paşa'nın telifi yani onun kitabı değildir. Kitap, Fransız yazar Viardot’a aittir. Kitabın Türkçeye çevirisini Ethem Paşa başlatmış, onun kaldığı yerden Ziya Paşa tamamlamıştır. Kitap, Ziya Paşa'nın ölümünden sonra 1882 yılında tabedilmiştir. 19. Yüzyılda yazılmış ve kaynak değil sadece araştırma eseri olan bu kitabın, yeni kitapmış ya da yeni bir araştırmaymış gibi yeni baskılarla piyasaya sunulması, ülkemizdeki yayıncılık anlayışının çarpıklığını yansıtması açısından enteresandır. Çünkü, Viardot'tan sonraki bir asırdan fazla zaman içinde Endülüs Tarihi üzerine yüzlerce yeni araştırma yapılmıştır. Özellikle İspanyollar ve Araplar tarafından yazılan eserler çok kıymetli bilimsel araştırma ve bulgulara dayalıdır. Dolayısıyla, bilinçli okurlar için yapılması gereken, yeni yazılan kitapları takip etmek olmalıdır.

          ***                       ***                               ***                               ***                             ***