Değerli Endülüsseverler,

Türkiye'de Endülüs Gezisi düzenleyen firmalar, bu işi tamamen ticari amaçla yapmakta olup, herhangi bir dinî-kültürel endişe taşımamaktadırlar. Firma hangi kesime ait olursa olsun bu değişmemektedir. Çünkü, kapitalist zihniyetin dini olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu yüzden, Endülüs'e gitmek amacıyla bize danışan pekçok dostumuza herhangi bir firma tavsiye edemiyoruz. Biz isterdik ki, ülkemizde tarih bilincine sahip samimi insanlar bu Endülüs Gezilerini düzenlesinler ve biz de sevenlerimizi gönül rahatlığıyla o firma/lara yönlendirelim. Fakat, yine de her ne şekilde olursa olsun mutlaka gidin.. >

İspanya'ya Endülüs Gezisine Gittiğinizde,

Orada, veya gitmeden önce irtibat kurmanızı önerdiğim 2 kişi var.

Birincisi Endülüslü İspanyol Müslümanlardan. Endülüs Bölgesinde, Sevilla'da, bizim butik ev dediğimiz tarzda pansiyon işleten, ayrıca küçük bir hediyelik dükkanı da bulunan Endülüslü bir genç var: Yasin Touriño. Kendisi, yine kendisi gibi aslına dönen hanımı Ayşe ile birlikte dükkanı işletirler. Dükkanın adresi: Barrio de Sanat Cruz el Santa Teresa, no 10 (Locales 1 ve 2) 41004-Sevilla Tel. 954 563 705. Bunların pansiyonları da var > Antonio Bomba & Rosa Garcia Apartmentos, tel. oo34 696 432 253, www.alojamientos-sevilla.com

İrtibat kurmanızı önerdiğim ikinci kişi ise, İspanya'da turizm rehberliğii yapan Selahattin bey > 0034 617 383 166, selo.hamburg@gmail.com

Ayrıca, oraya gidenler genellikle bilir ve uğrarlar, SALON DE TE, Garaudy'nin çay salonu > Buen Pastor, 13 (B. de la Juderia), Cordoba. Tel. 0034 957 487 984. Burada abdest-namaz da mümkün ve çok rahatlatıcı ferah bir mekan..

Son olarak, Endülüs Bölgesinde susadığınızda, Lanjaron sularından için ki, o su Sierra Nevada dağlarının suyudur. O dağlar ki 1500'lerden itibaren 1 asır boyunca sık sık ayaklanan Endülüslü Müslümanların sığındıkları ve sularını içtikleri ve maalesef isyan hareketi sonunda çoğunun kılıçtan geçirildikleri yerlerdir.. O suyu içerken o şehit kardeşlerimizi hatırlayın ve onlara ve bütün şehitlerimize dua edin..

***************************************

Bügünkü İspanya'nın 18 Otonom Bölgesi (comunidades autónomas)

PAIS VASCO
CATALUÑA
GALICIA
ANDALUCÍA
PRINCIPADO DE ASTURIAS
CANTABRIA
LA RIOJA
REGION DE MURCIA
COMUNIDAD VALENCIANA
ARAGÓN
CASTILLA-LA MANCHA
ISLAS CANARIAS
NAVARRA
EXTREMADURA
ISLAS BALEARES
COMUNIDAD DE MADRID
COMUNIDAD DE CASTILLA-LEÓN
CIUDADES DE CEUTA Y MELILLA
--------------------------------

ANDALUCIA BÖLGESİ

1) Kâdis (Cadiz)

2) Mâleka (Malaga)

3) Gırnata (Granada)

4) İşbîliye (Sevilla)

5) Elmeriye (Almeria)

6) Velbe (Huelva)

7) Ceyyân (Jaen)

8) Kurtuba (Cordoba)

-----------------------------------------------------------

 

Andalucia.., İlker Özünlü

(Rehber, Endülüs / Kent Anlatı adlı kitabın yazarı)

 

“Herşey alabildiğine ruhanî ve alabildiğine dünyevîdir Endülüs’te..”

“Endülüs’e, ‘Tanrı’nın unuttuğu yer’ diyenler vardır. Kendi başına bırakılmışlığı ifade eden bu yakıştırma, aslında sosyopolitik bir gerçeği gözardı eden saptırıcı bir ifadedir. Endülüs’ün, kuzeydeki komşuları Extremadura ve Galiçya ile birlikte İspanya’nın en fazla haline terk edilmiş bölgesi olduğu doğrudur. Ancak bu durum, belli politik seçimlerle belli sosyal oluşumların bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

“87.268 km²’lik yüzölçümüyle İspanya topraklarının %17’sini oluşturan Endülüs’te yaklaşık 8 milyon insan yaşar. Bu insanların büyük çoğunluğu hizmet sektöründe istihdam edilir. Sanayi yatırımları son derece sınırlı olduğundan kırsal kesimdeki tarım sektöründen sonra en fazla talep gören iş sahaları turizm ve kamu sektörüdür. Sıradan bir Endülüslü ayda ortalama 500 $ kazanabilirken, kamuda çalışan birisi konumuna göre ayda ortalama 1500 $ kadar kazanabilir.”

“İş için Endülüs’ten ilk büyük kitlesel göç hareketi, XIX. Yüzyılın ortalarında, sanayileşmiş Katalonya ile biraz da Bask bölgesine gerçekleşmiştir. Barselona ve çevresi Andalucia’dan gelen işçilerin gettolarıyla kuşatılmıştı. Birbirlerine taban tabana zıt iki kültür kuşağının insanları, arz ve talebin zorladığı bir yakınlaşmayı denediler. Katalanlar, onları “köylü”diyerek aşağıladılar, buna karşılık Endülüslüler de onlara haset ve düşmanlık beslediler.”

“Bugün Endülüs’te ezici çoğunluğun Real Madrid taraftarı olmasının ardında, gurbetteki o ırgatlık yıllarının ezikliği yatar. Barselona’nın Barça’sına karşı, onun en büyük rakibi Real Madrid köklü ve ateşli bir desteğe sahiptir Endülüs’te.”

“İkinci büyük göç dalgası Franco döneminde yaşandı. Kendisine karşı direnişin en fazla olduğu yerleri şiddetle ve acımasızca cezalandırmayı boynunun borcu bilen bu diktatör, Endülüs’te yaşayanlar üzerinde her türlü baskıyı denediği gibi, bölgeyi tümüyle unutma havası içine de girdi. Bu dönem iş ve aş peşinde koşan Endülüslüler, arayışlarında bir başka rotaya yöneldiler. Önceki olumsuz tecrübeden sonra bu kez Madrid’e yöneldiler.”

“Endülüslülerin Madrid ile kaynaşması Barselona’ya nisbetle daha kolay ve sancısız oldu. Daha sonra ülke kapılarını turizme açtığında, zaten başta flamenko olmak üzere Endülüs etiketli kültür ürünleri en fazla rağbet görenler olacağından, Madridliler de bu katılımı daha gönüllü kabullendiler. Madridliler için söylenen ‘gizli Endülüslü’ tabiri bu yüzden hiç de yanlış sayılmaz.”

“Endülüs halkı, son derece bugüne bağımlı ve sadece bugün için yaşayan bir halktır.. Öğle vakti 12 Endülüs’te hâlâ sabahtır. Dolayısıyla zamanı belirtirken las doce de la mañana dersiniz yani, sabah saat 12 ve asla o saatte bir restorana gidip yemek yemeyi düşünmezsiniz. Öğle vaktine ancak saat 14.00’den sonra yani yemek zamanıyla birlikte girilir. Bu saat aynı zamanda siestanın da başladığı saattir ve bitiminde artık öğlenin sonuna gelinmiş, öğleden sonra başlamıştır.”

“Basitlik ve sadelik.. Endülüs’te akıp giden gündelik hayatı belki de en özlü anlatabilecek iki sözcük.. Endülüs zenginlik ve çeşitliliğini, basitlik ve sadeliğin erdemliliğinde yaşar. Takıp takıştırma, modayı izleme ona gçre değildir. ‘uygar Batı’nın kendisi için koyduğu davranış normlarına da pek itibar edilmez Endülüs’te.”

“Gerçekten de İspanya-Bir Başka Avrupa’dır. Bu başkalık, onun tüm hücrelerine şu ya da bu şekilde nüfuz etmiş doğululuğundan kaynaklanmaktadır. Doğu-Batı gelgitlerini en yoğun yaşamış bir Akdeniz ülkesi olarak İspanya, doğulu özgünlüğünüyse şüphesiz Endülüs’üne borçludur.”

“İspanya ‘bir başka Avrupa’ysa eğer, Endülüs de ‘bir başka İspanya’dır. Genelde Katalanlar Endülüslüleri ‘harcanmış’, ‘bozulmuş’ bir halk olarak görme eğilimindedirler ve bunun özünde İslam dönemine karşı toplumsal bilinçaltında halen hazır bekletilen bir tepkinin dışavurumundan başka bir şey değildir. Onların gözünde Endülüslülerin ‘kaba saba’, ‘yontulmamış’ oluşları, hatta maçolukları bile ‘moro’ların (halk arasında Araplar ve Mağribliler için kullanılan ve yerine göre küçültücü anlam da yüklenebilen bir kelime) suçudur. Ne yazık ki Endülüslü de ‘moro’laşmıştır işte zamanla! Bağıra çağıra konuşmaları, uluorta kahkahalar atabilmeleri, sokaklarda ıslık çalarak yürümeleri, balığı hâlâ on parmak yemeye çalışmaları ve maalesef uçkurlarına bu kadar düşkün olmaları!”

“Endülüs’te beyaza öykünme, coğrafyasından insanların tenine kadar herşeyde mutlak bir egemenlik kurmuş esmer tonun sürekli uyardığı bir özlemdir aslında. Dağlardaki köy evleri boşuna beyaz badanayla boyanmaz. Ya da size esmer esmer bakan bir kız çocuğuna rocio (çiy tanesi) adının konması, kapkara bir kedinin nieve (kar tanesi) diye çağrılması garip yanlışlıkların eseri değildir. Ve dünya barışının sembolü olarak kabul edilen beyaz güvercinin Endülüslü bir ressamın, Pablo Picasso’nun esin dağarcığından çıkmasıysa herhalde bir rastlantı olamaz.”

“Sonuçta başkaları ortaya nasıl tablolar çıkarırsa çıkarsın, Endülüslü kendi değerleriyle barışık olmayı sürdürür. O, herşeyden önce ve herşeyin ötesinde Endülüslüdür, İspanyolluğu bile ikincildir. Diyelim ki resmi bir açılış olacak ya da resmi bir tören, önce (ve çoğunlukla sadece) Endülüs marşı söylenir. Yerel özerk yönetimi temsil eden, İslam döneminden miras yeşil bayrağın gölgesinde hep birlikte söylenen bir marştır bu. Toprak ve özgürlüğe dair olan marş..”

“Anarşizm de eski ve köklü bir Endülüs geleneğidir. İç Savaş yıllarında Endülüslü anarşistler, komşu Katalan yoldaşlarıyla birlikte tarla ve fabrikalara el koyarak buralarda otonom komün yönetimler ilan ettiler ve Franco faşizmine karşı cansiperâne çarpıştılar. Bugün o dönemin tarihî anıları belki de tümüyle silindi, ama anarşist ruh yaşamaya devam ediyor. Gonzales iktidarının ayyuka çıkan yolsuzluk ve fâili meçhul vukuâtlarına karşı en dişli sokak gösterilerini Endülüs düzenlemişti.”

“Gelenek, çoğu kez kâğıt üstünde kalmaya mahkûm yasadan daha etkildir Endülüs’te. Tarihin içinden gelen bir kültür yoğunluğunun ve o yoğunluğu kimlik adına sahiplenmenin adıdır gelenek. Endülüs’ün gelenekle yaşatılan kültürel benliği, bunu bir yerde İspanya’daki adem-i merkeziyetçi yapıya borçludur. 1978 Anayasası ile onaylandıktan sonra 1982 yılında Bask, Katalonya ve Galiçya’nın ardından resmen özerkliğine kavuşan bölgelerden biridir Endülüs.”

“Malaga’nın, Picasso’nun doğduğu evin hemen arkasına düşen Merced Meydanı’nda bağımsızlık savaşı anısına dikilmiş anıtın üzerindeki sözler anlamlıdır gerçekten. Şöyle seslenir anıt:

Başka bir ülkede doğup da burada, Endülüs’te yaşayanlar, sizlerden halkımızın kalkınmasına yardımcı olmanızı istiyoruz. Bunu insanlık adına yapın. Endülüs’te yabancı yoktur. Yok, eğer İspanyolsanız, aynı yardımı sizden İspanya için istemiş oluyoruz. Çünkü, İspanya’nın en gerçek köklerinden biri burada, Endülüs’te yatar. İspanya’nın onuru, Endülüs’ün özgürlüğüyle bir anılır. Ortaçağ’da, Batı’da bir tek Endülüs ayakta kaldı. Ve bir de onun topraklarında tutunan barış…”

 

Endülüs'ün Üç İncisi, Dr. Salih Diriklik

İster Endülüs Müslüman Devleti eserlerini tanımak, ister İspanya'nın 17 bağımsız bölgesinden biri olan Andalucia'yı gezmek amacıyla yola çıkmış olun, Gırnata (Granada), Kurtuba (Cordoba) ve İşbiliye (Sevilla) sizi etkileyen, gözlerinizi kamaştıran ilk 3 şehir içindeki yerini mutlaka alacaktır. Çünkü bu 3 şehir, neredeyse = Endülüs'tür.

Hüzünlü geçmişi yüreğimizi dağlasa, hazin hikayesi kulaklarımızda çınlasa bile, muhteşem bir medeniyetin bu üç sacayağı hakkında fazlaca bilgimiz olduğu söylenemez.

Yakın bir gelecekte İspanya seyahati planlamıyor olsanız da, bu " Üç Endülüs İncisi"nin hikayesi sizleri cezbedecektir. Eğer İspanya'ya turistik bir gezi yapmayı planlıyorsanız, bu bölümde yer alan Türkçe bilgileri başka herhangi bir yerde bulmanız zaten mümkün değildir.

Binlerce yıllık insanlık tarihi içinde pek çok devlet doğmuş, yaşamış, yıkılmış ve bunların bir kısmı değişik adlarla yeniden kurulmuştur. Tamamen yok olan medeniyetlerin çoğu sadece tarih kitaplarının sayfaları arasında hatırlanırken, bunlardan sadece iki tanesi, geride bıraktığı eserlerin her izlenişinde, seyredenler üzerinde hüzünlü bir hava oluşturur.

Garip bir tesadüf eseri, ikisi de İspanyol şövalyeleri tarafından yıkılıp talan edilen bu iki medeniyetten biri İnka-Aztek, diğeri ise Endülüs İslam medeniyetidir. Çeşitli araştırmalara konu olmuş olan İnka-Aztek uygarlığı, bilinmeyen pek çok yönleri ve "gizem dolu" diye nitelenebilecek kalıntılarıyla, gözlerden ırak tepelerde halen esrarlı varlığını sürdürmektedir.

Endülüs İslam Medeniyeti ise hem Avrupa-Rönesans, hem de Arap-İslam tarihi açısından çok değişik niteliklere sahiptir. Bilimsel çalışmalarıyla batı Rönesans'ının fitilini ateşleyen bu uygarlık, halen ayakta kalan (ya da ancak ayakta kalabilen) üç eseriyle bile gözleri kamaştıran bir sanat estetiğinin en iyi örneklerini yansıtır. Cordoba'da Ulu Camii, Granada'da Elhamra, Sevilla'da  ise Alkazar saraylarını görmek, İspanya'daki 780 yıllık İslam hakimiyetinin inceliği hakkında izleyenlere yeterli bilgiyi vermeye yeter. Yine aynı üç eser, içerdiği hüzünlü hikayesiyle, Arap-İslam medeniyetinin tarihe gömülmüş onlarca devleti içinde niye akılda kalan en önemli uygarlık olduğunu da izleyenlere yeterince ispatlar.