ENDÜLÜS DEVLET MÜESSESELERİ

 

Hükümdarlık

Hâciblik - Başvezirlik

Saray Kâtipliği

Berîd (posta)

Beytü'l-mâl (hazîne)

Adliye Teşkilatı > Başkadı ve Kadı, Hâkim, Sâhibü'r-red ve Sâhibü'l-mezâlim, Ehlü'ş-şûrâ, Şâhid (adl/udûl), Vilâyetü'l-medîne/Vilâyetü's-sûk, Muhtesib

Ceyş (ordu) > Ordu teşkili, Orduda Hırsitiyan askerler (el-Mürtezika), Harp âletleri ve taktikleri, Denizcilik ve donanma

Konunun burada sadece altbaşlıklarını vermekle yetineceğiz. Ayrıntılar için başvurabileceğiniz eser > Mehmet Özdemir, Endülüs Müslümanları-2: Medeniyet Tarihi, TDV, Ankara 1997, s. 115 vd.

***  ***  ***
İslâm’da Şûrâ ve Endülüs Uygulaması

Öyle görünüyor ki, İslami dönem İspanya’sında şûrâ uygulaması, Şark’ta olduğundan daha fazla gelişme kaydetti. Araştırmacılar, fıkhî meclislerin ve saray meclislerinin varlığından bahsederler ki, biz bu meclisleri diğer İslam bölgelerinde bulamıyoruz.

İncelenen örneklere göre, Endülüs emirlerinin yaptıkları istişareler, Şark İslam dünyasında tanıdığımız istişarelere benzer bir sistem takip etmektedirler. Fakat Müslüman İspanya’da dikkat çeken şey bizzat danışılan kişinin müşavir adını almasıdır. Bu isim birçok fukahâya da verilen niteleyici bir vasıftır ve biz bu ismi şark kaynaklarında göremiyoruz.

Kendilerine müşavir denilen ilk fakîhler, II. Abdurrahman dönemine aittir. Onun dönemindeki ve ondan sonra gelen emirler dönemindeki istişare sistemine ait malumatın bolluğu sistemin oluşmaya başladığı döneme oldukça aydınlatıcı bir ışık tutmaktadır. En bilinen olay, belki de Yahya b. Yahya’ya ait olandır. İşte Yahya’nın, Emir’in iltifatına mazhar olduğuna işaret eden ve sık sık zikredilen metin şu şekildedir: “Abdurrahman dönemine ait kadıların sayısının ve onlara ait tayinlerin ve azillerin sayısının çokluğu, kendilerine danışılan müşavir fukahânın en önemlisi olan Yahya b. Yahya’nın Emirin üzerindeki etkisi ile oluyordu. Abdurrahman onun görüşüne uyuyor ve her zaman onun işaret ettiği kadıları tayin ediyordu. Yahya bir şeyi onaylamadığında meseleyi Emirin önüne koyuyor, Emir de onun tavsiyesine (meşveret) uyarak kadıyı azletmekte tereddüt etmiyordu. Altı çizilmesi gereken husus, bu metinde Yahya b. Yahya’nın Emirin danışmanı olmasıdır.

II. Abdurrahman döneminde kendileriyle istişarede bulunulan danışman fukahânın isimleri şöyledir:

1. Said b. Muhammed (öl. 210/825); Muhammed b. Beşir’in oğlu ve Kurtuba’da cemaat kadısıdır yani qâdi’l-cemâa.

2. Tuleytula kadısı Îsâ b. Dînâr (öl. 212/827); Kurtuba şûrâ (heyetine) dahildir.

3. Said b. Hassan (öl.236/850); Kurtubalı, fıkhi meselelerde uzmandı ve Yahya b. Yahya, Kâsım b. Hilal ve Abdülmelik b. Habib’le birlikte müşavir idi.

4. Kâsım b. Hilal (öl. 231/845 veya 237/851).

5. Abdülmelik b. Habîb (öl. 238/852).

Özellikle önceki emirler dönemi ile kıyaslandığında III. Abdurrahman dönemine ait müşavirlerin sayısı oldukça fazladır. Örneğin, en-Nâsır’ın elli yıllık döneminde bir önceki yüzyılda olandan daha fazla danışman olmuştur. Bu döneme ait olarak tanıdığımız isimler şunlardır:

1. Yahyâ b. Ubeydullah b. Yahyâ (öl. 303/915). Babası ile birlikte müşavirlik görevini yürütmüştür.

2. Yahyâ b. İshak b. Yahyâ (öl. 303/915).

3. Ahmed b. Hâlid b. Vehb ( öl. 303/915’ten sonra).

4. Muhammed b. Bekr ( öl. 305/917 veya 307/919).

5. Muhammed b. Ubeyd ( öl. 305/917).

6. S’ad b. Mu’az (öl. 308/920).

7. Muhammed b. Abdurrahman b. Muhammed (öl. 308–9/920–1).

8. Muhammed b. Velid b. Muhammed ( öl. 309/921).

9. Muhammed b. Ömer b. Lübâbe (öl. 314/926).

10. Yahyâ b. Zekeriyâ b. Süleyman ( öl. 315/927).

11. Ahmed b. Muhammed b. Ziyad ( öl. 318/930).

12. Muhammed b. İbrahim b. Mesrûr ( öl. 320/932’den sonra).

13. Yahyâ b. Mes’ûd b. el-Levz ( öl. 323/934).

14. Ahmed b. Baqî b. Mahled ( öl. 324/935).

15. Osman b. Abdurrahman ( öl. 325/936).

16. Ali b. Abdilkâdir b. Ebî Şeybe ( öl. 325/936).

17. Muhammed b. el-Misvâr ( öl. 325/936).

18. Muhammed b. Kâsım b. Muhammed ( öl. 327/938).

19. Ahmed b. Bişr ( öl. 327 veya 329/938 veya 940).

20. Muhammed b. İbrahim b. Îsâ ( 328/939).

21. Muhammed b. Hâlid b. Vehb ( öl. 327–330/ 938–941).

22. Abdülmelik b. el-Âsî ( öl. 330/941).

23. Muhammed b. Abdilmelik b. Eymen ( öl. 330/941).

24. Muhammed b. Yahyâ b. Ömer b. Lübâbe ( öl. 330/941).

25. Yûsuf b. Süleyman ( öl. 330/941’den önce).

26. Ahmed b. Baytar ( öl. 330/941).

27. İsmâîl b. Ömer b. İsmâîl ( öl. 330/941).

28. Muhammed b. Muhammed b. Abdisselâm ( öl. 333/944).

29. Süleyman b. Abdullah ( öl. 335 veya 337/946 veya 948).

30. Hasan b. Ubeydullah ( öl. 336/947).

31. Ahmed b. Duhaym ( öl. 338/949).

32. İsmâîl b. Ömer b. Nâsih ( öl. 338/949).

33. Muhammed b. Abdullah b. Yahyâ ( öl. 339/950).

34. Kâsım b. Eşbağ ( öl. 340/951).

35. Ferağ b. Selâme ( öl. 345/956).

36. Ahmed b. Abdullah el-Lü’lüî.

Emir III. Abdurrahman döneminde, “anlatılır ki, Emir, oğlu Ebû Mervan Ubeydullah’ın oğullarını sünnet ettireceği vakit, “Kasru’z-zehrâ”da büyük bir ziyafet verdi ve oraya tüm devlet ricalini davet etti. O, müşavir fukahâyı (fuqahâ müşâverûn), onlardan sonra gelen alimleri, adalet sahibi (udûl) şahitleri ve diğer ileri gelenleri getirtmek için talimat verdi. Ancak, müşavir Ebû İbrahim gelmedi. Onun yokluğu –yüksek konumundan ötürü- fark edildi. Nitekim Nâsır döneminde, bir çeşit resmi statüye kavuşmuş danışman fukahânın varlığı söz konusudur.

Endülüs’te ilk dönem kadıları, zor meseleleri çözmek için gerek Endülüs gerekse Şark’tan diğer âlimlere başvururlardı. Bu durum, kısa sürede, kabul edilen, genel bir uygulama (teâmül) haline geldi.

Sürekli bir görev biçimde danışmanlık yapan fukahânın sayısı konusunda net bir rakam vermek zordur. Konuya ilişkin metinler, bir gruptan bahsetmekte, ancak sayısını belirtmemektedirler. Ahmed b. Yahyâ b.Yahyâ (öl. 297/909), Emir Abdullah zamanında Kurtuba müşavirlerindendi (kâne fî cümleti’l-müşaverîn fî Kurtuba).

III/IX. yüzyılın son üçte birlik diliminde ve IV/X. yüzyılın başında, kendileriyle sıkça istişare edilen bir grup fukahânın varlığını öğreniyoruz. Bunlar; Muhammed b. Ömer b. Lübâbe (38 olayda adı geçmiştir); Eyyûb b. Süleyman (24 olayda), Ubeydullah b. Yahyâ (26 olayda), Muhammed b. Velid (23 olayda), Muhammed b. Gâlib (13 olayda), Yahyâ b. Zekeriya (6 olayda), Yahyâ b .Ubeydullah (3 olayda), Ahmed b. Baytar (2 olayda), Hâlid b. Vehb (2 olayda), Ahmed b. Baqî (1 olayda) ve Ahmed b. Yahyâ (1 olayda)’dır. Bu fakîhlerin görüşleri her zaman oybirliği şeklinde değildi. Daha da öte, İbn Sehl’e ait belgeler, bu kişiler arasında oldukça büyük eğilim farklılıkları olduğunu yansıtmaktadır.

Danışmanların varlığı, kadı’nın faaliyet özgürlüğünü kısıtlıyordu.

Danışmanların, görevlerini icra etmelerine karşılık ücretlendirildikleri anlaşılmaktadır.

Müşavirler, müftü olarak da nitelendirilebilirler. Nitekim “fetva, onun görüşü doğrultusunda gerçekleşirdi” (kâneti’l futyâ tedûru aleyhi) ifadesi ilk defa Îsâ b. Dînâr (öl. 212/827) için kullanılmıştır.

III. Abdurrahman döneminden itibaren müşavirlerin sayısında net bir artış olduğu bir gerçektir. Sayılarının artışına paralel olarak, görevleri de daha resmi bir nitelik kazanmış ve müşavirler, resmi görevliler olmaya başlamışlardır, denilebilir. III/IX. yüzyılın ikinci yarısında, istişare görevini icra eden fukahânın güçlü kişilikleri sayesinde şûra (müessesesi) kesinleşti ve sağlamlaştı. Ancak, müşavirleri atadıkları gibi, (son) kararı veren de her zaman emir ya da halife olmuştur.

İstişare meclislerinin gelişimi ve danışmanların tartışmalarına dair pek çok önemli metne sahibiz. Bu metinler, oturumların seyrine ve oluşum dönemindeki kadılar meclisine dair oldukça açık bir kanaate sahip olmamıza imkân vermektedir.

Endülüs’e münhasır bir kurum olmamakla birlikte, şûra müessesesi Müslüman İspanya’da daha büyük bir ilerleme kaydetmiş gözükmektedir. Fakat bu durumu, yalnızca İspanya İslâmı’nın özelliklerini açıkça yansıtan Malikîliğe bağlayamayız; zira bu dönemde Mâlikî mezhebi, bölge fakîhleri tarafından takip edilen tek ekol değildir. Diğer taraftan şûra, Mâlikî olsun veya olmasın, başka ülkelerde de uygulanmaktaydı. Endülüs’e özgü olan, müşavir olarak isimlendirilen danışmanların pozisyonudur. Zira onların fonksiyonları, kadının görevlerinden ayrı olarak vaz’ edilmiştir.

III/IX. yüzyılda, müşavirlerin siyasi ve sosyal ortamlarda bulunuşları, “fukahâ iktidarı”nın yerleşmesini sağlamıştır. Bu güç/iktidar, Hilafetin himayesi altında resmileştikçe, daha da bürokratikleşen bir nitelik kazanmıştır.

Kaynak: Manuela Marin (“İslâm’da Şûrâ ve Endülüs Uygulaması”, Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, S. 20 (2009/2), s. 106 -124).